Anadolu girişimciliğinin geleceği

Türkiye’de son yıllarda Anadolu Kaplanları giderek artıyor. Bu olumlu bir gelişme. Fakat gelecek adına atalete düşmemek için bu olumlu gelişmeler iyi değerlendirilmeli. Bu başarının en büyük sebebi, Anadolu’nun İstanbul ile entegre olması ve Türkiye’nin yatırım yoğunluğunun dağılarak, İstanbul ve birkaç büyük il dışında alanlar bulabilmesidir. Bu iller potansiyellerinin farkına varıp, kendi yatırımsal döngülerini ve ekonomik ağırlıklarını kazandılar. Gelecek adına ise daha dikkatli olmalılar. Bu acıdan gelecekleri adına önemli bir muhasebe yapmalılar.

Anadolu sermayesi İstanbul’la entegresini kolay ve ne yazık ki geç gerçekleştirdi. Ama şu an aynı gecikmeyi ne yazık ki küresel entegrasyonla yaşıyor. Gerçekte ne yazık ki, Anadolu’da güncel meseleler geç yankılanıyor ve yankıları kısa süreli ve göstermelik oluyor. Anadolu’da kurulan TeknoPark’lar, İnovasyon Vadileri ve Ar-Ge merkezleri şimdilik sadece kendi kendilerine oyalanıyorlar. Bunun en büyük sebebi ise yatırımların belli alanlarda yoğunlaşarak, yeni yatırım kanallarına sıcak bakılmaması. Anadolu bu konuda potansiyelini geleceğe aktarmakda, özellikle geleceğe yönelik sektörlere yönelmede ne yazık ki gecikiyor. On yıl sonra anlarlar. Daha da acısı bir çok anadalu sermayesi ezbere yatırımcılık peşinde bu da geleceğe yönelik en büyük tehlike. 1300’lerde yatırım yapılan alanlarla bugün yatırım yapılan alanlar arasında pek fark yok. Aslında aşağı yukarı aynı şeyler üretiliyor sadece şekil sanayileşmiş ve yan ihtiyaçlar hasıl olmuş. Kısaca 1300 lerden sonra sadece sanayi devrimi yapılmış. Teknolojide ve önemli konularda ise dışa bağımlılık halen hat safhada. Buna karşın güzel örnekler hala azınlıkta.

Anadolu sermayesi son yıllarda, önden giden birkaç cesur adamın adımlarını takip ederek, ezbere yatırım ve girişimcilik yapmak üzerine kurulmuş bir düzene sahip. Bundan dolayı belirli alarda ve bu alanların alt dalları ile yan alanlarında sıkışıp kalmış durumdalar. Ezbere yatırımın en büyük sebebi ise, başarı baskısı ve başarısızlık korkusu. Yatırım yapılacak alan denenmiş tutulmuş, güvenli sanılıyor. Bu da giderek rekabeti arttırarrak, çoğunluğu ihracaat yapan bölgelerde ekonomiye zarar veriyor. Anadolu sermayesi giderek kızıl bir denize doğru yol alıyor. Bu sürede kendi mavi gölünü oluşturabilmiş yatırımlar ise henüz çok azınlıktalar. Ve ne yazık ki bu yeni girişim algısı henüz kültürleşmemiş olamsından dolayı çok sığ kalıyor. Anadolu sermayesinin gerçek atılımı, dünya ile entegre olarak, potansiyelini küresel boyuta taşımakta yatıyor. Bu da ancak yatırım ve girişim kültürünü değiştirmekten geçiyor.

Ne yazık ki bu konuda çok büyük bir yanılgı mevcut, aslında şehirler gelişmedi, büyüdüler. Bu büyümeye bağlı olarak ekonomileride büyüdü. Ama bu büyüme oranlarının ve ekonomik göstergelerin söylediği şey aslında çokta gelişme göstermediğidir. Özellikle geleceğin teknolojilerine ve gelecek modern alanlara yatırım ve girişimlerden hele hele küresel girişimlerden bahsetmek çok zor. Eğer bu konuda şüpheleriniz varsa Güney Kore’yi incelemenizi tavsiye ederim. Bizimle Güney Kore arasındaki sanayileşme ve yatırım farkı aslında geleceğin ta kendisini göstermektedir. Bir başka göstergeside, küresel marka çıkaramamış olmamız. Ne yazık ki, halen küresel tek bir markamız bile yok. Markalarımızın toplam değeri ise küresel boyutlarda neredeyse hiç hükmünde. Özellikle son yıllarda patent ve marka konularında öne çıkan teknolojik alanlarda her hangi bir etkinlik ve ağırlığımızdan bahsetmek mümkün değil. En büyük markalarımıza bakınca ise durumun vahimiyetini birkez daha anlıyoruz. Türk Telekom’un birinci, Türk Hava Yolları’nın ikinci olduğu listede buradan sonra ağırlık bankalarda. Ve ne yazık ki Çin, Güney Kore, Brezilya, Hindistan ve Rusya gibi ülkeler, küresel yatırımları etkilemek ve zorlamaktan bahsederken ben bu konuya utandığımdan girmeyeceğim bile. Yakın zamanda, LG ve Samsung gibi korelilerin, Vestel ve Beko’nun hem Türkiye’de hem Avrupa’da pazar payını düşürerek ciddi tehtid olşuturduğunu gördük. Çok kısa zamanda farklı alanlarda küresel diğer markalar daha fazla tehtid unsuru oluşturacaklar.

Avrupa derin bir kirizde ve yalpalıyor diyerek kendimizi teselli etmekte doğru değil. Avrupa kamusal alanda borçlarla sıkıntılarla uğraşırken bile markaları ve şirketleri büyüme gösteriyor. Zira Avrupa şirketlerinin hakimiyet kurdukları Avrupa dışında birçok pazarları var. Ancak Avrupa’nın zayıf ve değindiğim noktalara dikkat etmemiş, küresel marka çıkaramamış üyeleri zaten hazin bir sona mahkumlar.

Kendini hızlı bir şekilde günceleyerek, geliştirmesi Anadolu sermeyesinin geleceği ile yakından ilgili. Zira Anadolu kaplanlarının geleceği bu noktaya bağlı. Ya geleceğe entegre olmak adına, yeni alanlar açıp, küresel entegrasyonla kendilerini güncelleyecekler. Yada yerelde her ne kadar büyüyor gözükselerde büyüyen küresel değerler karşısında eriyecekler. Bundan dolayı ilk yapılması gereken şey Anadolu Kaplanları’nın bu büyüme yanılgılarını kabullenerek, bir an önce küresel boyutlarda farklı alanlara yönelmeleridir. Yoksa bir kısa zaman sonra gerçekle yüzleşmek zorunda kalacaklar ve muhtemelen birçok fırsat için çok geç olacak.

 

Türkiye’de son yıllarda Anadolu Kaplanları giderek artıyor. Bu olumlu bir gelişme. Fakat gelecek adına atalete düşmemek için bu olumlu gelişmeler iyi değerlendirilmeli. Bu başarının en büyük sebebi, Anadolu’nun İstanbul ile entegre olması ve Türkiye’nin yatırım yoğunluğunun dağılarak, İstanbul ve birkaç büyük il dışında alanlar bulabilmesidir. Bu iller potansiyellerinin farkına varıp, kendi yatırımsal döngülerini ve ekonomik ağırlıklarını kazandılar. Gelecek adına ise daha dikkatli olmalılar. Bu acıdan gelecekleri adına önemli bir muhasebe yapmalılar.

Anadolu sermayesi İstanbul’la entegresini kolay ve ne yazık ki geç gerçekleştirdi. Ama şu an aynı gecikmeyi ne yazık ki küresel entegrasyonla yaşıyor. Gerçekte ne yazık ki, Anadolu’da güncel meseleler geç yankılanıyor ve yankıları kısa süreli ve göstermelik oluyor. Anadolu’da kurulan TeknoPark’lar, İnovasyon Vadileri ve Ar-Ge merkezleri şimdilik sadece kendi kendilerine oyalanıyorlar. Bunun en büyük sebebi ise yatırımların belli alanlarda yoğunlaşarak, yeni yatırım kanallarına sıcak bakılmaması. Anadolu bu konuda potansiyelini geleceğe aktarmakda, özellikle geleceğe yönelik sektörlere yönelmede ne yazık ki gecikiyor. On yıl sonra anlarlar. Daha da acısı bir çok anadalu sermayesi ezbere yatırımcılık peşinde bu da geleceğe yönelik en büyük tehlike. 1300’lerde yatırım yapılan alanlarla bugün yatırım yapılan alanlar arasında pek fark yok. Aslında aşağı yukarı aynı şeyler üretiliyor sadece şekil sanayileşmiş ve yan ihtiyaçlar hasıl olmuş. Kısaca 1300 lerden sonra sadece sanayi devrimi yapılmış. Teknolojide ve önemli konularda ise dışa bağımlılık halen hat safhada. Buna karşın güzel örnekler hala azınlıkta.

Anadolu sermayesi son yıllarda, önden giden birkaç cesur adamın adımlarını takip ederek, ezbere yatırım ve girişimcilik yapmak üzerine kurulmuş bir düzene sahip. Bundan dolayı belirli alarda ve bu alanların alt dalları ile yan alanlarında sıkışıp kalmış durumdalar. Ezbere yatırımın en büyük sebebi ise, başarı baskısı ve başarısızlık korkusu. Yatırım yapılacak alan denenmiş tutulmuş, güvenli sanılıyor. Bu da giderek rekabeti arttırarrak, çoğunluğu ihracaat yapan bölgelerde ekonomiye zarar veriyor. Anadolu sermayesi giderek kızıl bir denize doğru yol alıyor. Bu sürede kendi mavi gölünü oluşturabilmiş yatırımlar ise henüz çok azınlıktalar. Ve ne yazık ki bu yeni girişim algısı henüz kültürleşmemiş olamsından dolayı çok sığ kalıyor. Anadolu sermayesinin gerçek atılımı, dünya ile entegre olarak, potansiyelini küresel boyuta taşımakta yatıyor. Bu da ancak yatırım ve girişim kültürünü değiştirmekten geçiyor.

Ne yazık ki bu konuda çok büyük bir yanılgı mevcut, aslında şehirler gelişmedi, büyüdüler. Bu büyümeye bağlı olarak ekonomileride büyüdü. Ama bu büyüme oranlarının ve ekonomik göstergelerin söylediği şey aslında çokta gelişme göstermediğidir. Özellikle geleceğin teknolojilerine ve gelecek modern alanlara yatırım ve girişimlerden hele hele küresel girişimlerden bahsetmek çok zor. Eğer bu konuda şüpheleriniz varsa Güney Kore’yi incelemenizi tavsiye ederim. Bizimle Güney Kore arasındaki sanayileşme ve yatırım farkı aslında geleceğin ta kendisini göstermektedir. Bir başka göstergeside, küresel marka çıkaramamış olmamız. Ne yazık ki, halen küresel tek bir markamız bile yok. Markalarımızın toplam değeri ise küresel boyutlarda neredeyse hiç hükmünde. Özellikle son yıllarda patent ve marka konularında öne çıkan teknolojik alanlarda her hangi bir etkinlik ve ağırlığımızdan bahsetmek mümkün değil. En büyük markalarımıza bakınca ise durumun vahimiyetini birkez daha anlıyoruz. Türk Telekom’un birinci, Türk Hava Yolları’nın ikinci olduğu listede buradan sonra ağırlık bankalarda. Ve ne yazık ki Çin, Güney Kore, Brezilya, Hindistan ve Rusya gibi ülkeler, küresel yatırımları etkilemek ve zorlamaktan bahsederken ben bu konuya utandığımdan girmeyeceğim bile. Yakın zamanda, LG ve Samsung gibi korelilerin, Vestel ve Beko’nun hem Türkiye’de hem Avrupa’da pazar payını düşürerek ciddi tehtid olşuturduğunu gördük. Çok kısa zamanda farklı alanlarda küresel diğer markalar daha fazla tehtid unsuru oluşturacaklar.

Avrupa derin bir kirizde ve yalpalıyor diyerek kendimizi teselli etmekte doğru değil. Avrupa kamusal alanda borçlarla sıkıntılarla uğraşırken bile markaları ve şirketleri büyüme gösteriyor. Zira Avrupa şirketlerinin hakimiyet kurdukları Avrupa dışında birçok pazarları var. Ancak Avrupa’nın zayıf ve değindiğim noktalara dikkat etmemiş, küresel marka çıkaramamış üyeleri zaten hazin bir sona mahkumlar.

Kendini hızlı bir şekilde günceleyerek, geliştirmesi Anadolu sermeyesinin geleceği ile yakından ilgili. Zira Anadolu kaplanlarının geleceği bu noktaya bağlı. Ya geleceğe entegre olmak adına, yeni alanlar açıp, küresel entegrasyonla kendilerini güncelleyecekler. Yada yerelde her ne kadar büyüyor gözükselerde büyüyen küresel değerler karşısında eriyecekler. Bundan dolayı ilk yapılması gereken şey Anadolu Kaplanları’nın bu büyüme yanılgılarını kabullenerek, bir an önce küresel boyutlarda farklı alanlara yönelmeleridir. Yoksa bir kısa zaman sonra gerçekle yüzleşmek zorunda kalacaklar ve muhtemelen birçok fırsat için çok geç olacak.

 

About the author

omerasim

Kendi halinde bir girişimciyim. Girişimcilik, iş geliştirme, bilişim ve teknoloji konularıyla yakından ilgilenmekteyim. Ayrıca edebiyat ve sanat müziğine ayrı bir ilgim var.

Related posts

One Comment on “Anadolu girişimciliğinin geleceği

  1. Pingback: Türkiye Marka Araştırması | Ömer Asım

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir