Girişimler İçin Dokuz Adım

Daha önce bazı konuşmalarımda bahsettiğim ve Girişim Notlarım’da yer alan ‘Dokuz Adım’ı burada da kısaca yazmak istedim. Dokuz Emin Adım bir girişimci için dikkatli ve emin olması gerektiği dokuz hayati maddeyi içeren bir kavramdır. Özellikle bir girişimde üzerinde durulması ve altının çizilmesi gereken yerlere değiniyor. Bir girişimcinin muhakkak bilmesi gereken “Dokuz Emin Adım” acı ve tatlı bir takım tecrübelerimden yola çıkarak oluşturuduğum bir model. Modeli yeni tecrübelerim doğrultusunda sürekli geliştirmeye çalışıyorum.

Başlıklarda ki yüzdeler o adımın girişimi normal şartlarda ne kadar etkileyeceği yönündeki görüşlerim. Farklı değerler düşünüyorsanız yorum kısmında belirtebilirsiniz. Umarım beğenirsiniz.

1. Fikir (% 8)

Genellikle her girişim dahiyane bir fikirle başlar. Ve genellikle bu fikir mutlaka daha önce başka versiyonlarıyla da olsa düşünülmüştür. Ve uygulama sırasında görülür ki fikir çokta dahiyene değildir. Hatta çelişkileri vardır. Bizim girişimcilerimiz genellikle bu çelişkileri iflastan sonra daha net görürler. Bunun en önemi nedeni, fikirlerini ilk adımda iyi pişiremedikleri ve fikir aşamasında ayrıntıların pek üzerinde durulmaması. Bunun bir diğer nedeni ise fikrin yeterince kişi ile paylaşıp görüş alınmamasıdır. Bizde “fikrimi çalarlar” korkusu fikre çok fazla değer adfetmeden kaynaklanıyor. Bundan dolayıda fikri kimseye açmıyoruz. Halbuki ben fikrin güvenilen kişilere ve yakın çevreye genel hatlarıyla anlatılmasından yanayım. Korkmayın iyi fikir detaylarında ki incelikten belli olur.

Aslında fikir ve fikrin orjinalliği girişimi düşünüldüğü kadar çok etkilemez. Önemli olan fikrin lüksten çok gerçek bir ihtiyaca cevap veriyor olması, kolay uygulanabilinirliği ve gelişime – yeniliğe açık olmasıdır.

En kötü girişimci fikrinde saplantı haline gelmiş noktalar bulunan girişimcidir. Bunun için fikriniz esnek ve değişikliklere açık olmalı. Ayrıca bir yatırımcı sadece fikirle ilgileniyorsa ondan direk uzak durabilirsiniz. Aslında size değil fikrinize yatırım yapıyor demektir. Buda doğru bir yöntem değildir.

Fikrin değişim geçirmesi ve yepyeni bir hal alması sizi korkutmasın gelişiyorsunuz demektir.

Fikir, iyi bir başlangıç demektir.

2. Yenilik (% 12)

Fikir bedense, yenilik ruh gibidir. Her fikirde mutlaka bazı yeni yaklaşımlar, teknolojiler, düzenlemeler ve yöntemler bulunmalıdır. Bir girişim için yenilik; orjinalite, yüksek marka algısı, kalite ve mutlu kitle demektir. Yenilik sunmayan hiç bir girişim kalıcı olmayı başarabilmiş değildir. Ve malasef günümüzde yenilikten ziyade şekil değiştirmiş veya makyajlanmış girişimler moda.

Bir fikir üzerine yenilik inşa etmek ve geliştirmek ileri görüşlülük ve girişim alanınız hakkında derin bir vukufiyet gerektirir. Bundan dolayı bu adım fikrinizi geliştiridiği kadar sizide geliştirecektir.

Yenilik kavramı ileride size marka kimliği ve şirket kültürü oluştururken alyapı teşkil edecektir. Eskiden girişimler başlar ve belli bir süre sonra gelişimini tamamlarlardır. Daha sonra eğer lazım görülürse seneler sonra yenilikler eklenir ve gelişim yeniden başlatılırdı. Ama şimdi hız ve güncellik çağı bizi sürekli gelişen girişimlerde bulunmaya sürüklüyor. Buda aslında “yaşayan girişimler”i ortaya çıkarıyor. Bu kısaca projeniz hiç bitmeyecek var olduğu sürece gelişecek demektir. Buda aslında bu kavramı biraz daha genişleterek “sürekli yenilik” demek oluyor. Eğer en başta yeniliği bir kültür ve önemli bir adım haline getirmezseniz daha sonra sürekliliği sağlamanızda daha güç olacaktır.

Yenilik, vazgeçilmez olmak demektir.

3. Çözüm (% 10)

Hem yenilik, hem fikir üretirken sormanız gereken en önemli sorulardan biri “bu neye çözüm oluyor veya hangi problemi çözüyor?” sorusudur. Zira çözüm sunmak, çözdüğünüz sorunun veya problemin büyüklüğüne göre kişiler için önemli bir ihtiyaç duyulmak demektir. Aslında her girişim ihtiyaç duyulmayı ister. İşte burada iyi bir girişimin istediği herşeye ulaşmasındaki en kritik adım, ihityaç haline gelebilmektir. Ve bu tamamen sunduğunuz çözümlere ve çözümleri nasıl sunduğunuza bağlıdır.

Genellikle sade, basit ve minimalist yaklaşımlar, başarıya daha çabuk ulaşırlar. Çözüm ne kadar temel bir problemi ele alırsa başarı o kadar çabuk gelecektir. Ayrıca çözüm anlaşılmayacak kadar karmaşık olmamalı, tüm parçaları net ve uygulanabilir olmalı.

Burada karşılaşılan en önemli sorun bazen problemleri yanlış tanımlamak ve bunun üzerine çözüm inşa etmektir. Bundan kaçınmak için 5. ve 6. maddeye ayrıca dikkat etmek lazım.

Çözüm, ihtiyaç duyulmak demektir.

4. Ekip (% 12)

Ekip, bir girişimim etrafında inanmış insanlara duyduğu ihtiyacı karşılayan adımdır. Ekip için en önemli şartlar, uyum, projeye duyulan inanç, yeterlilik ve doğru büyüklüktür. Ne yapıyı hantallaştıracak kadar büyük, nede ihtiyaçları karşılayamayacak kadar küçük olmalıdır. Ekip üyeleri muhakkak bir biri içinde kordineli ve haberli olmalıdır.

Günümüzde bir çok proje ekiplerindeki farklı sorunlar yüzünden başarıya ulaşamamıştır. Bunun en büyük sebebleri ise; motivasyon bozukluğu, projeye inanmama ve yetersiz ekiptir. Ekibin yetersizliği tek kişiye bağlanmamalıdır. En başta yönetici insiyatif aldığı konularda doğru kararlar almalı ve kendinin suna bildiğinden daha fazlasını ekip üyelerinden talep etmemelidir.

Ekibin bir arada tutulması ve dağılmaması bir başka problemdir. Yurtdışında özellikle bilişim sektöründe öncü ülkelerde ekiplerin çok büyük başarılara ulaştıktan sonra üyelerinde kopmalar görülür. Türkiye’de ise daha kısa sürede kopmalar gerçekleşmekte. Bunun nedeni cesur girişimcilerin çok olması, kendi işimizin patronu olma arzumuz ve girişimlerde yetersiz ortaklık yapısı. Burada dikkat edilmesi gereken konu bir çok ekip üyesinin kopması halinde projeyi geriye sürükleyeceği gerçeği. Bu gerçekle yola çıkarak bunu önlemek adına diğer ülkelerde yüksek motivasyon ve ortaklık ön plana çıkmakta. Biz ise hala bu konularda çok gerideyiz. Zira motivasyon öncelikle maaşa, çalışma ortamına, hedeflere ve sunulan imkanlara bağlıdır. Başarıya veya verilen hizmete karşılık hisse konusunda hiç girmeyeceğim. Sadece şu örneği verebilirim, yurtdışında bir çok büyük şirkette kariyerinde ilerleyen kişiye hisse verilmesi çok doğaldır. Bizde CEO’ların bir çoğu bile mini ortak yapılmaz.

Ben iyi bir ekipte, çalışanın özverisi, başarısı, projeye ve ekibe kattığı değerler ve ortak şirket kültürüne sağladığı katkılar varsa, hisse verilmesinden yanayım. Diğer çalışanlar maaş ve pirim ile çalışabilirler. Ancak bu denge iyi kurulmalı ve gerçekten hak eden geçiştirilip kaybedilmemelidir.

Bir girişimci muhakkak ekibine saygı duymalı ve ekip içinde istişareye önem vermelidir. Ekible ilgili bu meseleyeise altıncı başlıkta değineceğim.

Ekip, girişimin omurgası ve dik durması demektir.

5. Zamanlama – Mutfak (% 10)

Ve evet en gözden kaçan maddeye geldik. Zamanlama, durum ve mutfak maddesini gözardı eden bir çok projenin başarısızlığa mahkum olduğuna şahit oldum. Özellikle girişimcilerin kendi projelerine gömülme ve dışarıyı yeterince gözlemlemedikleri durumlarda, piyasaya girinci büyük bir afallamaya ve arka arkaya motivasyon kaybı oluşturan dalgalara tutulmalarına en önemli sebep; yanlış zamanlama, yanlış durum analizi ve işin mutfağına hakim olmama durumudur.

Zamanlamanın proje üzerindeki etkisi projeye göre değişkenlik gösterecektir. Ama genellikle birçok proj eiçin zamanlama en ani problemleri ve avantajları sunan hayati bir meseledir.

Zamanlama, bir projenin hem zamanın gerekliliklerini iyi analiz etmesi hemde sektörel değerlerle doğru zamanda piyasaya çıkması demektir. Zamanlama konusunda özellikle giriş yaptığınız sektörde liderlik eden blog, internet siteleri, dergi ve haber kaynakları iyi takip edilmeli. Gelişmeler hakkında doğru analizler ve beyin fırtınası yaparak girişim için doğru zamanlamanın vasıfları belirlenmeli. Bu vasıflar dönemsel bir takım ilişkiler ile doğru paralellikler içermeli. Mesela, internet üzerinden yeni bir haber sistemi girişimi yaklaşan seçimleri, olimpiyatları veya bunun gibi öne çıkan olaylarla paralel zamanlama planları yapmalıdır.

İyi zamanlama sayılabilecek bazı örnekler; Rakiplerin güçsüz düşdüğü zamanlar(alternatif olabilinirlik kullanılmalı), insanların yeniliğe duyduğu ihtiyacı açıkca dillendirmeye başladığı zamanlar(insanların sizi sahiplenmesini kolaylaştırır), büyük kitlelerin hareketlendiği ve jestlere karşılık iyi tepki verebileceği zamanlar(kitleleri hızlı bir biçimde size yönelterek hızlı büyüme sağlar ama iyi yöneltilmeli yoksa hızla kayıplar başlar) ve mevcut aktörlerin aldığı yanlış kararlara karşı radikal tutum takındığı zamanlar(bu yanlış kararlarda tutucu değil yenilikci olduğunuzu kolay gösterebilirsiniz).

Kötü zamanlama sayılabilecek bir kaç örnek ise; yeni bir çok aktörün sektör girdiği zamanlar(bekleyip yeni aktörleri izlemek gerek), kullanıcıların fanatiklik seviyesinde bazı hizmet ve özellikleri benimsemeye ilk başladıkları zamanlar(burada hizmet ve özelliklere yönelik tepkileri bekleyip iyi analiz etmek lazım), sektörün yoğun baskı ve eleştiri altında olduğu zamanlar(sektörün tekrar toparlanma ve kötü etkileri unutturma sürecine kadar beklenmeli) ve girişimci ve yarımcıların hızlı bir şekilde girmeye çalıştığınız sektörlerden satarak çıkış yapmaya çalıştıkları durumlar(burada bazen satın alma ile giriş yapılabilinir, onun haricinde satmaların bitip sektörün tekrar orturmasını beklemekte fayda var).

Mutfak kısmında ise girceğiniz sektör ile ilgili mutlaka işin mutfağından kişileri ekibe katmak ve işin mutfağından haberdar olmakla ilgili. İşin mutfak kısmından habersiz o sektöre sadece iyi bir fikir ve ekiple ile girmek çok zor ve riskli olacaktır. Hem işlerin hızlı ilerlemesi hem de bir çok alanda elinizin güçlü olabilmesi için mutfak ile bir şekilde baplantı kurmanız gerekir.

Birçok güzel projenin mutfak ile irtibatsızlığından sorun yaşadığı şahsen görmüş biri olarak kazan kazan ilkesi üzerine kurulu bir irtibatın çok yararınıza olacağını düşünüyorum. İlerde ise işin mutfağından yetişmiş elaman ihtiyacınızın çözümü için çözmeniz gereken büyük problemlerle karşılaşacaksınız.

6. Danışma – İstişare ( % 12)

Danışma genel hatlarıyla işi bilen, işin mutfağındaki kişilerle ve potansiyel müşteri veya kullanıcılarla iyi bir ilişkiye bağlıdır. Bu nedenle işe gömülmek veya fazla odaklanmak yerine ulaşabildiğiniz herkese danışın, size ters gelen bir cevap geldiğinde bile nedenlerini sorup ikna edici cevaplar almaya çalışın. Hatta gerekiyorsa ücretli bir danışmandan yararlanın. Bazı danışmanlar kendi sahasında büyük bilgi ve tecrübeye sahip olabiliyorlar. Ama daha önemlisi danıştığınız kişilerin size yeni pencereler açıp açamadığı noktasıdır. Sizin için açılan her yeni pencere sizi ve projenizi geliştirecek büyük bir adımdır. Ama sizi aynı kısır döngüye çeken ve problemlerle boğan kişiler yerine size bu problemleri aşma konusunda yardım eden kişiler arasında yapıcı farkı göz önünde bulundurarak kesinli olumlu kişilere daha fazla danışın. Burada ölçü ne sizi kör edecek kadar gaz verip, cesaretlendirecek ne de sizi ümitsiziliğe düşürecek kişiler olmalı.

Ben büyük firma ve girişimlere danışma kurulu oluşturmalarını tevsiye ediyorum. Hatta danışma kurulunda işe dışardan bakabilen ve farklı alternatifler üretebilen kişilerden oluşmalı. Siz kendiniz için çevrenizden böyle kişileri seçip küçük bir kurul oluşturup, onlardan destek alabilirsiniz.

Yurtdışında mentörlük yapan ve danışılacak birçok kişiye kolay ulaşılabiliniyor. Bizde de yeni yeni yaygınlaşmaya başladı. Bizde bu konuda tek sıkıntı, dar görüşlü bazı kişilerin çok ön plana çıkarak ne yazık ki kendisine danışan kişileri yanlış ve kastılı yönlendirmesi rastladığımız bir durum. Bunun için danışılan bu kişilerin iyi seçilerek vizyoner olup olmadığı iyi araştırılmalı.

İstişare ise danışmadan daha farklı olarak, proje üzerinde çalışan kişilerle proje hakkında karar verilen toplantılar yapılmasıdır. Bence bir projede tüm ekip birimlere ayrılarak istişareler yapılmalı. İstişarenin toplantıdn farkı, çalışanların karar mekanizmasına dahil edilmesidir. Böylece sorumluluk hisleri gelişerek, kendilerini ifade etmeleri sağlanır. Hem problemler hakkında ektin çözümlere ulaşılabilinir, hem de birimler kendi içinde çözüm üretebilecekleri bir oto sistem kurulmuş olur. Özellikle hızlı büyüyen şirketlerde bu şirketin gündemlerini azaltarak, sorumluğu bir kişiden alıp ekibe yükleyecektir.

İstişare üzerinde durulması gereken uzun bir konu ama kısaca, bazı noktalarda ve birimlerde düzenli aralıklarla yapılmalı. Daha gerek görülmeyen durumlarda ise önceden kararlaştırılan bir zamanda yapılmalı. Açıkca istişare gündemleri gelecek kişilerle paylaşılmalı ve istişare öncesi hazırlıklı gelmeleri sağlanmalı.

7. Plan ( % 12)

Bir girişim muhakkak planlı bir şekilde başlamalı ve ilerlemeli. Girişimin önce kaba bir şekilde başlıkları çıkarılmalı. Daha sonra bu başlıkların detayları belirlenerek zamanlaması yapılmalı. Bu taslak plan üzerinden; iş planı, gelişim planı ve yapılanma planları oluşturulmalı.

Plan için gördüğüm en önemli sıkıntılı nokta; insanların planı yaşayan, değişen, gelişen ve değişmelerden etkilenebiliecek bir çizerge olarak görmemesi. İnsanlar genellikle onu değişmez bir kaideler listesi olarak görüyorlar. Evet bir planın değiştirilemez hayati yönleri olabilir. Ama bir planın tümünün değiştirilemez olması sizi ve girişiminizi zora sokacak, hareket kabiliyetinizi azaltacaktır. Ben planlarıma kırmızı çizgiler, sarı, mavi ve gri çizgileri çiziyorum. Hayatı ve değiştirilemez maddeler kırmızı, alternatif değiştirilmesini önermediğim önemli ama çok zor surumlarda değiştirilebilir noktalar sarı, değiştirildiğinde sonucu etkileyecek ama değiştirilebilir noktaları mavi ve değiştirilebilecek, sonuca çok etkisi olmayan adımları gri çizgiler olarak adlandırıyorum. Planlarımda da aynı renklendirmeyi yapıyorum.

Plan üzerinde ilerleyişi ve geliştirmeleri zaman kavramıyla bütünleştirmek ve bunları değişkenlere göre güncellemek gerekmektedir. Bunu yaparken öncelikle plan doğru, parçalara ayrılmalı. Her parça için muhakkak bir hedefe belirlenmeli. Daha sonra parçalar arasındaki ilişkiler doğru konumlandırılmalı.

Plan, girişimin yol tarifi ve haritasıdır.

8. Yatırım – Yatırımcı (% 12)

Belki de en önemli konuya geldik; yatırım. Bence bu bölüm ayrı birkaç yazı olmalı. Ama burada da kısaca değinip geçeceğim. Yatırım bir girişimin olmazsa olmazı. Aslında birçok konuda girişimciyi kısıtlayan ve bir çok değişkeni derinden etkileyen bir etken. Eğer bunun böyle olmadığını düşünüyorsanız, hemen bu düşüncenizden vazgeçin.

Yatırım konusunda en önemli nokta, yatırımı hayata geçirmektir. Yatırımı hayata geçirmek veya taviz vermek arasında kalırsanız iyi düşünmeniz gerekecek. Çok büyük taviz vermeden yatırımı hayata geçirmeye çalışmak en makul çözüm. Burada anlaşamlar ve sözleşmeler çok önemli, bundan dolayı bu konuda muhakkak destek ve yardım almalısınız. Ayrıca kendinizi güvence altına almanız en doğal hakkınız bunun için ne gerekiyorsa yapın.

Yatırım konusunda en önemli nokta şüphesiz yatırımcıdır. Yatırımcının önemi yatırım miktarından çok çok fazladır. Günümüzde girişimciler çok fazla yatırımcı seçme lüksüne sahip değiller gibi gözüküyor, ama bence doğru değil. Kendi yatırımcınızı muhakkak seçebilmelisiniz. Zira ileride girişim başarısız olursa sorununuz olabilir, eğer batarsanız büyük bir sorununuz olabilir, para kazanırsanız sorununuz olur, çok para kazanırsanız daha büyük sorununuz olur. Bunun için yatırımcıda sadece yatırım miktarına bakmak büyük bir hatadır.

Bu nedenlerden dolayı yatırımda finansal olaylardan çok yatırımcının etkilerinden bahsedeceğim. Öncelikel bir süper yatırımcı kesinlikle size, ekibinize ve projenize inanmalı. Bunun yanında sizi desteklemeli, motivasyonunuzu arttırmalı ve size gerekli bağlantı ve network sunabilecek biri olmalıdır.

Yatırım konusunda en önemli noktalar; herşeyi kağıda dökün, şeffaf olun, güvenin ve güven verin.

Para yakıt demektir. Sizi birçok yere götürebilir. Bitince yolda biter. Yatırım, yakıt demektir ve yakıtta yol.

9. Kontrol (Yönetim) (% 12)

Her zaman bir blog yazısında bu klişe lafı söylemek istemişimdir; “Kontrolsüz güç, güç değildir”.

Aslında bu maddede kullanılması gereken tam tabir yönetim olmalı. Fakat ben yönetim kelimesini sadece girişimci ile değil yönetim kuruluna uygun bulduğum için girişimci ile kontrol kelimesini kullanmayı daha uygun buluyorum.

Kontrol aslında girişim için son ve en belirleyici adımdır ve basit bazı temellere dayanır. Burada dikkat edilmesi gereken konu öncelikle kontrolü bir kültür olarak benimsemekten geçiyor. Kontrol girişimin boyutuna, türüne ve ekibe göre farklılıklar gösterir. İyi bir kontrol açık bırakmadan bir çok değişkeni değerlendirirken aynı zamanda her noktaya nufusedebilmeli. Kontrol aşaması plan ve süreç ile doğrudan ilişkili olduğundan, kontrol aşamaları plan ve süreç kısmında özellikle belirlenmeli.

Kontrolsüz elde edilen bir başarı uzun soluklu olamayacağı gibi derli toplu bir çalışma şekli olamaz. Süreç kontrolü, finans kontrolü, ekip yönetimi ve strateji yönetimi her girişim için ana kontrol başlığı olarak değerlendirilebilinir.

Kontrolün en sıkıntılı yönü ise; takiblerin işlememesi ve kontrol ilişkilerinin doğru koordine edilememesidir. Sistem büyüyüp hantallaştıkca kendi kontrol mekanizmasını oluşturamıyorsa, hemen önlemler alınmalı hiyerarşik yapı içerisinde ve birimler arasında otokontrol sistemleri kurulmalı. Burada plan bazlı koordine ve proje ilerleme toplamtılarının kotrol için önemi daha da artıyor. Bunun için tüm toplantı planları doğru çıkartılarak toplantıların bir kısmı değerlendimeye ayrılmalı ve sonunda da muhakkak değerlendirme ile ilgili bir rapor hazırlanmalı.

Kısaca kontrol siteminin, ne amacın ve işleyişin üstüne çıkıp gereksiz burokrasiye kayması lazım, ne de hepten boş verilip, düzensizliğe hol açma hatasına düşülmesi lazım. Bu ince çizgide doğru, etkili ve basit işlevsellikte olmalı.

 

NOT:

Umarım bu uzun ve biraz sıkıcı belki abartılı yazı işinize yaramıştır. Yazıyı parça parça ve çok yogun bir dönemde yazdığım için hatalarımı affedin, eğer yorumlarında belirtrseniz düzeltmeye çalışırım. Vakit ayırdığınız için teşekkürler.

Daha önce bazı konuşmalarımda bahsettiğim ve Girişim Notlarım’da yer alan ‘Dokuz Adım’ı burada da kısaca yazmak istedim. Dokuz Emin Adım bir girişimci için dikkatli ve emin olması gerektiği dokuz hayati maddeyi içeren bir kavramdır. Özellikle bir girişimde üzerinde durulması ve altının çizilmesi gereken yerlere değiniyor. Bir girişimcinin muhakkak bilmesi gereken “Dokuz Emin Adım” acı ve tatlı bir takım tecrübelerimden yola çıkarak oluşturuduğum bir model. Modeli yeni tecrübelerim doğrultusunda sürekli geliştirmeye çalışıyorum.

Başlıklarda ki yüzdeler o adımın girişimi normal şartlarda ne kadar etkileyeceği yönündeki görüşlerim. Farklı değerler düşünüyorsanız yorum kısmında belirtebilirsiniz. Umarım beğenirsiniz.

1. Fikir (% 8)

Genellikle her girişim dahiyane bir fikirle başlar. Ve genellikle bu fikir mutlaka daha önce başka versiyonlarıyla da olsa düşünülmüştür. Ve uygulama sırasında görülür ki fikir çokta dahiyene değildir. Hatta çelişkileri vardır. Bizim girişimcilerimiz genellikle bu çelişkileri iflastan sonra daha net görürler. Bunun en önemi nedeni, fikirlerini ilk adımda iyi pişiremedikleri ve fikir aşamasında ayrıntıların pek üzerinde durulmaması. Bunun bir diğer nedeni ise fikrin yeterince kişi ile paylaşıp görüş alınmamasıdır. Bizde “fikrimi çalarlar” korkusu fikre çok fazla değer adfetmeden kaynaklanıyor. Bundan dolayıda fikri kimseye açmıyoruz. Halbuki ben fikrin güvenilen kişilere ve yakın çevreye genel hatlarıyla anlatılmasından yanayım. Korkmayın iyi fikir detaylarında ki incelikten belli olur.

Aslında fikir ve fikrin orjinalliği girişimi düşünüldüğü kadar çok etkilemez. Önemli olan fikrin lüksten çok gerçek bir ihtiyaca cevap veriyor olması, kolay uygulanabilinirliği ve gelişime – yeniliğe açık olmasıdır.

En kötü girişimci fikrinde saplantı haline gelmiş noktalar bulunan girişimcidir. Bunun için fikriniz esnek ve değişikliklere açık olmalı. Ayrıca bir yatırımcı sadece fikirle ilgileniyorsa ondan direk uzak durabilirsiniz. Aslında size değil fikrinize yatırım yapıyor demektir. Buda doğru bir yöntem değildir.

Fikrin değişim geçirmesi ve yepyeni bir hal alması sizi korkutmasın gelişiyorsunuz demektir.

Fikir, iyi bir başlangıç demektir.

2. Yenilik (% 12)

Fikir bedense, yenilik ruh gibidir. Her fikirde mutlaka bazı yeni yaklaşımlar, teknolojiler, düzenlemeler ve yöntemler bulunmalıdır. Bir girişim için yenilik; orjinalite, yüksek marka algısı, kalite ve mutlu kitle demektir. Yenilik sunmayan hiç bir girişim kalıcı olmayı başarabilmiş değildir. Ve malasef günümüzde yenilikten ziyade şekil değiştirmiş veya makyajlanmış girişimler moda.

Bir fikir üzerine yenilik inşa etmek ve geliştirmek ileri görüşlülük ve girişim alanınız hakkında derin bir vukufiyet gerektirir. Bundan dolayı bu adım fikrinizi geliştiridiği kadar sizide geliştirecektir.

Yenilik kavramı ileride size marka kimliği ve şirket kültürü oluştururken alyapı teşkil edecektir. Eskiden girişimler başlar ve belli bir süre sonra gelişimini tamamlarlardır. Daha sonra eğer lazım görülürse seneler sonra yenilikler eklenir ve gelişim yeniden başlatılırdı. Ama şimdi hız ve güncellik çağı bizi sürekli gelişen girişimlerde bulunmaya sürüklüyor. Buda aslında “yaşayan girişimler”i ortaya çıkarıyor. Bu kısaca projeniz hiç bitmeyecek var olduğu sürece gelişecek demektir. Buda aslında bu kavramı biraz daha genişleterek “sürekli yenilik” demek oluyor. Eğer en başta yeniliği bir kültür ve önemli bir adım haline getirmezseniz daha sonra sürekliliği sağlamanızda daha güç olacaktır.

Yenilik, vazgeçilmez olmak demektir.

3. Çözüm (% 10)

Hem yenilik, hem fikir üretirken sormanız gereken en önemli sorulardan biri “bu neye çözüm oluyor veya hangi problemi çözüyor?” sorusudur. Zira çözüm sunmak, çözdüğünüz sorunun veya problemin büyüklüğüne göre kişiler için önemli bir ihtiyaç duyulmak demektir. Aslında her girişim ihtiyaç duyulmayı ister. İşte burada iyi bir girişimin istediği herşeye ulaşmasındaki en kritik adım, ihityaç haline gelebilmektir. Ve bu tamamen sunduğunuz çözümlere ve çözümleri nasıl sunduğunuza bağlıdır.

Genellikle sade, basit ve minimalist yaklaşımlar, başarıya daha çabuk ulaşırlar. Çözüm ne kadar temel bir problemi ele alırsa başarı o kadar çabuk gelecektir. Ayrıca çözüm anlaşılmayacak kadar karmaşık olmamalı, tüm parçaları net ve uygulanabilir olmalı.

Burada karşılaşılan en önemli sorun bazen problemleri yanlış tanımlamak ve bunun üzerine çözüm inşa etmektir. Bundan kaçınmak için 5. ve 6. maddeye ayrıca dikkat etmek lazım.

Çözüm, ihtiyaç duyulmak demektir.

4. Ekip (% 12)

Ekip, bir girişimim etrafında inanmış insanlara duyduğu ihtiyacı karşılayan adımdır. Ekip için en önemli şartlar, uyum, projeye duyulan inanç, yeterlilik ve doğru büyüklüktür. Ne yapıyı hantallaştıracak kadar büyük, nede ihtiyaçları karşılayamayacak kadar küçük olmalıdır. Ekip üyeleri muhakkak bir biri içinde kordineli ve haberli olmalıdır.

Günümüzde bir çok proje ekiplerindeki farklı sorunlar yüzünden başarıya ulaşamamıştır. Bunun en büyük sebebleri ise; motivasyon bozukluğu, projeye inanmama ve yetersiz ekiptir. Ekibin yetersizliği tek kişiye bağlanmamalıdır. En başta yönetici insiyatif aldığı konularda doğru kararlar almalı ve kendinin suna bildiğinden daha fazlasını ekip üyelerinden talep etmemelidir.

Ekibin bir arada tutulması ve dağılmaması bir başka problemdir. Yurtdışında özellikle bilişim sektöründe öncü ülkelerde ekiplerin çok büyük başarılara ulaştıktan sonra üyelerinde kopmalar görülür. Türkiye’de ise daha kısa sürede kopmalar gerçekleşmekte. Bunun nedeni cesur girişimcilerin çok olması, kendi işimizin patronu olma arzumuz ve girişimlerde yetersiz ortaklık yapısı. Burada dikkat edilmesi gereken konu bir çok ekip üyesinin kopması halinde projeyi geriye sürükleyeceği gerçeği. Bu gerçekle yola çıkarak bunu önlemek adına diğer ülkelerde yüksek motivasyon ve ortaklık ön plana çıkmakta. Biz ise hala bu konularda çok gerideyiz. Zira motivasyon öncelikle maaşa, çalışma ortamına, hedeflere ve sunulan imkanlara bağlıdır. Başarıya veya verilen hizmete karşılık hisse konusunda hiç girmeyeceğim. Sadece şu örneği verebilirim, yurtdışında bir çok büyük şirkette kariyerinde ilerleyen kişiye hisse verilmesi çok doğaldır. Bizde CEO’ların bir çoğu bile mini ortak yapılmaz.

Ben iyi bir ekipte, çalışanın özverisi, başarısı, projeye ve ekibe kattığı değerler ve ortak şirket kültürüne sağladığı katkılar varsa, hisse verilmesinden yanayım. Diğer çalışanlar maaş ve pirim ile çalışabilirler. Ancak bu denge iyi kurulmalı ve gerçekten hak eden geçiştirilip kaybedilmemelidir.

Bir girişimci muhakkak ekibine saygı duymalı ve ekip içinde istişareye önem vermelidir. Ekible ilgili bu meseleyeise altıncı başlıkta değineceğim.

Ekip, girişimin omurgası ve dik durması demektir.

5. Zamanlama – Mutfak (% 10)

Ve evet en gözden kaçan maddeye geldik. Zamanlama, durum ve mutfak maddesini gözardı eden bir çok projenin başarısızlığa mahkum olduğuna şahit oldum. Özellikle girişimcilerin kendi projelerine gömülme ve dışarıyı yeterince gözlemlemedikleri durumlarda, piyasaya girinci büyük bir afallamaya ve arka arkaya motivasyon kaybı oluşturan dalgalara tutulmalarına en önemli sebep; yanlış zamanlama, yanlış durum analizi ve işin mutfağına hakim olmama durumudur.

Zamanlamanın proje üzerindeki etkisi projeye göre değişkenlik gösterecektir. Ama genellikle birçok proj eiçin zamanlama en ani problemleri ve avantajları sunan hayati bir meseledir.

Zamanlama, bir projenin hem zamanın gerekliliklerini iyi analiz etmesi hemde sektörel değerlerle doğru zamanda piyasaya çıkması demektir. Zamanlama konusunda özellikle giriş yaptığınız sektörde liderlik eden blog, internet siteleri, dergi ve haber kaynakları iyi takip edilmeli. Gelişmeler hakkında doğru analizler ve beyin fırtınası yaparak girişim için doğru zamanlamanın vasıfları belirlenmeli. Bu vasıflar dönemsel bir takım ilişkiler ile doğru paralellikler içermeli. Mesela, internet üzerinden yeni bir haber sistemi girişimi yaklaşan seçimleri, olimpiyatları veya bunun gibi öne çıkan olaylarla paralel zamanlama planları yapmalıdır.

İyi zamanlama sayılabilecek bazı örnekler; Rakiplerin güçsüz düşdüğü zamanlar(alternatif olabilinirlik kullanılmalı), insanların yeniliğe duyduğu ihtiyacı açıkca dillendirmeye başladığı zamanlar(insanların sizi sahiplenmesini kolaylaştırır), büyük kitlelerin hareketlendiği ve jestlere karşılık iyi tepki verebileceği zamanlar(kitleleri hızlı bir biçimde size yönelterek hızlı büyüme sağlar ama iyi yöneltilmeli yoksa hızla kayıplar başlar) ve mevcut aktörlerin aldığı yanlış kararlara karşı radikal tutum takındığı zamanlar(bu yanlış kararlarda tutucu değil yenilikci olduğunuzu kolay gösterebilirsiniz).

Kötü zamanlama sayılabilecek bir kaç örnek ise; yeni bir çok aktörün sektör girdiği zamanlar(bekleyip yeni aktörleri izlemek gerek), kullanıcıların fanatiklik seviyesinde bazı hizmet ve özellikleri benimsemeye ilk başladıkları zamanlar(burada hizmet ve özelliklere yönelik tepkileri bekleyip iyi analiz etmek lazım), sektörün yoğun baskı ve eleştiri altında olduğu zamanlar(sektörün tekrar toparlanma ve kötü etkileri unutturma sürecine kadar beklenmeli) ve girişimci ve yarımcıların hızlı bir şekilde girmeye çalıştığınız sektörlerden satarak çıkış yapmaya çalıştıkları durumlar(burada bazen satın alma ile giriş yapılabilinir, onun haricinde satmaların bitip sektörün tekrar orturmasını beklemekte fayda var).

Mutfak kısmında ise girceğiniz sektör ile ilgili mutlaka işin mutfağından kişileri ekibe katmak ve işin mutfağından haberdar olmakla ilgili. İşin mutfak kısmından habersiz o sektöre sadece iyi bir fikir ve ekiple ile girmek çok zor ve riskli olacaktır. Hem işlerin hızlı ilerlemesi hem de bir çok alanda elinizin güçlü olabilmesi için mutfak ile bir şekilde baplantı kurmanız gerekir.

Birçok güzel projenin mutfak ile irtibatsızlığından sorun yaşadığı şahsen görmüş biri olarak kazan kazan ilkesi üzerine kurulu bir irtibatın çok yararınıza olacağını düşünüyorum. İlerde ise işin mutfağından yetişmiş elaman ihtiyacınızın çözümü için çözmeniz gereken büyük problemlerle karşılaşacaksınız.

6. Danışma – İstişare ( % 12)

Danışma genel hatlarıyla işi bilen, işin mutfağındaki kişilerle ve potansiyel müşteri veya kullanıcılarla iyi bir ilişkiye bağlıdır. Bu nedenle işe gömülmek veya fazla odaklanmak yerine ulaşabildiğiniz herkese danışın, size ters gelen bir cevap geldiğinde bile nedenlerini sorup ikna edici cevaplar almaya çalışın. Hatta gerekiyorsa ücretli bir danışmandan yararlanın. Bazı danışmanlar kendi sahasında büyük bilgi ve tecrübeye sahip olabiliyorlar. Ama daha önemlisi danıştığınız kişilerin size yeni pencereler açıp açamadığı noktasıdır. Sizin için açılan her yeni pencere sizi ve projenizi geliştirecek büyük bir adımdır. Ama sizi aynı kısır döngüye çeken ve problemlerle boğan kişiler yerine size bu problemleri aşma konusunda yardım eden kişiler arasında yapıcı farkı göz önünde bulundurarak kesinli olumlu kişilere daha fazla danışın. Burada ölçü ne sizi kör edecek kadar gaz verip, cesaretlendirecek ne de sizi ümitsiziliğe düşürecek kişiler olmalı.

Ben büyük firma ve girişimlere danışma kurulu oluşturmalarını tevsiye ediyorum. Hatta danışma kurulunda işe dışardan bakabilen ve farklı alternatifler üretebilen kişilerden oluşmalı. Siz kendiniz için çevrenizden böyle kişileri seçip küçük bir kurul oluşturup, onlardan destek alabilirsiniz.

Yurtdışında mentörlük yapan ve danışılacak birçok kişiye kolay ulaşılabiliniyor. Bizde de yeni yeni yaygınlaşmaya başladı. Bizde bu konuda tek sıkıntı, dar görüşlü bazı kişilerin çok ön plana çıkarak ne yazık ki kendisine danışan kişileri yanlış ve kastılı yönlendirmesi rastladığımız bir durum. Bunun için danışılan bu kişilerin iyi seçilerek vizyoner olup olmadığı iyi araştırılmalı.

İstişare ise danışmadan daha farklı olarak, proje üzerinde çalışan kişilerle proje hakkında karar verilen toplantılar yapılmasıdır. Bence bir projede tüm ekip birimlere ayrılarak istişareler yapılmalı. İstişarenin toplantıdn farkı, çalışanların karar mekanizmasına dahil edilmesidir. Böylece sorumluluk hisleri gelişerek, kendilerini ifade etmeleri sağlanır. Hem problemler hakkında ektin çözümlere ulaşılabilinir, hem de birimler kendi içinde çözüm üretebilecekleri bir oto sistem kurulmuş olur. Özellikle hızlı büyüyen şirketlerde bu şirketin gündemlerini azaltarak, sorumluğu bir kişiden alıp ekibe yükleyecektir.

İstişare üzerinde durulması gereken uzun bir konu ama kısaca, bazı noktalarda ve birimlerde düzenli aralıklarla yapılmalı. Daha gerek görülmeyen durumlarda ise önceden kararlaştırılan bir zamanda yapılmalı. Açıkca istişare gündemleri gelecek kişilerle paylaşılmalı ve istişare öncesi hazırlıklı gelmeleri sağlanmalı.

7. Plan ( % 12)

Bir girişim muhakkak planlı bir şekilde başlamalı ve ilerlemeli. Girişimin önce kaba bir şekilde başlıkları çıkarılmalı. Daha sonra bu başlıkların detayları belirlenerek zamanlaması yapılmalı. Bu taslak plan üzerinden; iş planı, gelişim planı ve yapılanma planları oluşturulmalı.

Plan için gördüğüm en önemli sıkıntılı nokta; insanların planı yaşayan, değişen, gelişen ve değişmelerden etkilenebiliecek bir çizerge olarak görmemesi. İnsanlar genellikle onu değişmez bir kaideler listesi olarak görüyorlar. Evet bir planın değiştirilemez hayati yönleri olabilir. Ama bir planın tümünün değiştirilemez olması sizi ve girişiminizi zora sokacak, hareket kabiliyetinizi azaltacaktır. Ben planlarıma kırmızı çizgiler, sarı, mavi ve gri çizgileri çiziyorum. Hayatı ve değiştirilemez maddeler kırmızı, alternatif değiştirilmesini önermediğim önemli ama çok zor surumlarda değiştirilebilir noktalar sarı, değiştirildiğinde sonucu etkileyecek ama değiştirilebilir noktaları mavi ve değiştirilebilecek, sonuca çok etkisi olmayan adımları gri çizgiler olarak adlandırıyorum. Planlarımda da aynı renklendirmeyi yapıyorum.

Plan üzerinde ilerleyişi ve geliştirmeleri zaman kavramıyla bütünleştirmek ve bunları değişkenlere göre güncellemek gerekmektedir. Bunu yaparken öncelikle plan doğru, parçalara ayrılmalı. Her parça için muhakkak bir hedefe belirlenmeli. Daha sonra parçalar arasındaki ilişkiler doğru konumlandırılmalı.

Plan, girişimin yol tarifi ve haritasıdır.

8. Yatırım – Yatırımcı (% 12)

Belki de en önemli konuya geldik; yatırım. Bence bu bölüm ayrı birkaç yazı olmalı. Ama burada da kısaca değinip geçeceğim. Yatırım bir girişimin olmazsa olmazı. Aslında birçok konuda girişimciyi kısıtlayan ve bir çok değişkeni derinden etkileyen bir etken. Eğer bunun böyle olmadığını düşünüyorsanız, hemen bu düşüncenizden vazgeçin.

Yatırım konusunda en önemli nokta, yatırımı hayata geçirmektir. Yatırımı hayata geçirmek veya taviz vermek arasında kalırsanız iyi düşünmeniz gerekecek. Çok büyük taviz vermeden yatırımı hayata geçirmeye çalışmak en makul çözüm. Burada anlaşamlar ve sözleşmeler çok önemli, bundan dolayı bu konuda muhakkak destek ve yardım almalısınız. Ayrıca kendinizi güvence altına almanız en doğal hakkınız bunun için ne gerekiyorsa yapın.

Yatırım konusunda en önemli nokta şüphesiz yatırımcıdır. Yatırımcının önemi yatırım miktarından çok çok fazladır. Günümüzde girişimciler çok fazla yatırımcı seçme lüksüne sahip değiller gibi gözüküyor, ama bence doğru değil. Kendi yatırımcınızı muhakkak seçebilmelisiniz. Zira ileride girişim başarısız olursa sorununuz olabilir, eğer batarsanız büyük bir sorununuz olabilir, para kazanırsanız sorununuz olur, çok para kazanırsanız daha büyük sorununuz olur. Bunun için yatırımcıda sadece yatırım miktarına bakmak büyük bir hatadır.

Bu nedenlerden dolayı yatırımda finansal olaylardan çok yatırımcının etkilerinden bahsedeceğim. Öncelikel bir süper yatırımcı kesinlikle size, ekibinize ve projenize inanmalı. Bunun yanında sizi desteklemeli, motivasyonunuzu arttırmalı ve size gerekli bağlantı ve network sunabilecek biri olmalıdır.

Yatırım konusunda en önemli noktalar; herşeyi kağıda dökün, şeffaf olun, güvenin ve güven verin.

Para yakıt demektir. Sizi birçok yere götürebilir. Bitince yolda biter. Yatırım, yakıt demektir ve yakıtta yol.

9. Kontrol (Yönetim) (% 12)

Her zaman bir blog yazısında bu klişe lafı söylemek istemişimdir; “Kontrolsüz güç, güç değildir”.

Aslında bu maddede kullanılması gereken tam tabir yönetim olmalı. Fakat ben yönetim kelimesini sadece girişimci ile değil yönetim kuruluna uygun bulduğum için girişimci ile kontrol kelimesini kullanmayı daha uygun buluyorum.

Kontrol aslında girişim için son ve en belirleyici adımdır ve basit bazı temellere dayanır. Burada dikkat edilmesi gereken konu öncelikle kontrolü bir kültür olarak benimsemekten geçiyor. Kontrol girişimin boyutuna, türüne ve ekibe göre farklılıklar gösterir. İyi bir kontrol açık bırakmadan bir çok değişkeni değerlendirirken aynı zamanda her noktaya nufusedebilmeli. Kontrol aşaması plan ve süreç ile doğrudan ilişkili olduğundan, kontrol aşamaları plan ve süreç kısmında özellikle belirlenmeli.

Kontrolsüz elde edilen bir başarı uzun soluklu olamayacağı gibi derli toplu bir çalışma şekli olamaz. Süreç kontrolü, finans kontrolü, ekip yönetimi ve strateji yönetimi her girişim için ana kontrol başlığı olarak değerlendirilebilinir.

Kontrolün en sıkıntılı yönü ise; takiblerin işlememesi ve kontrol ilişkilerinin doğru koordine edilememesidir. Sistem büyüyüp hantallaştıkca kendi kontrol mekanizmasını oluşturamıyorsa, hemen önlemler alınmalı hiyerarşik yapı içerisinde ve birimler arasında otokontrol sistemleri kurulmalı. Burada plan bazlı koordine ve proje ilerleme toplamtılarının kotrol için önemi daha da artıyor. Bunun için tüm toplantı planları doğru çıkartılarak toplantıların bir kısmı değerlendimeye ayrılmalı ve sonunda da muhakkak değerlendirme ile ilgili bir rapor hazırlanmalı.

Kısaca kontrol siteminin, ne amacın ve işleyişin üstüne çıkıp gereksiz burokrasiye kayması lazım, ne de hepten boş verilip, düzensizliğe hol açma hatasına düşülmesi lazım. Bu ince çizgide doğru, etkili ve basit işlevsellikte olmalı.

 

NOT:

Umarım bu uzun ve biraz sıkıcı belki abartılı yazı işinize yaramıştır. Yazıyı parça parça ve çok yogun bir dönemde yazdığım için hatalarımı affedin, eğer yorumlarında belirtrseniz düzeltmeye çalışırım. Vakit ayırdığınız için teşekkürler.

About the author

omerasim

Kendi halinde bir girişimciyim. Girişimcilik, iş geliştirme, bilişim ve teknoloji konularıyla yakından ilgilenmekteyim. Ayrıca edebiyat ve sanat müziğine ayrı bir ilgim var.

Related posts

3 Comments on “Girişimler İçin Dokuz Adım

  1. mithat

    Ömer bey,

    öncelikle bu yazı için teşekkür ederim. Ben seneler önce sizin yazdığınız girişimcilik hakkında bir kitabın pdf halini okumuştum fakat epey aramama rağmen kitabı internette bulamadım. Kitabınıza nasıl ulaşabilirim? Kitabı eskisi gibi pdf olarak veya basılı kitap olarak yayınlamayı düşünüyor musunuz?

    Tekrar teşekkür ederim.

    Reply
    1. Mithat bey iyi günler. Kitabı güncellemek üzere internetten kaldırmıştım. Şu an yogun olduğum için kitabı henüz güncelleyemedim. Kitapları güncelledikce yine buradan eskisi gibi pdf halinde yayınlayacağım. Eski halini size mail olarak gönderiyorum. Kolay gelsin. İlginiz için ben teşekkür ederim.

      Reply
  2. Mithat bey iyi günler. Kitabı güncellemek üzere internetten kaldırmıştım. Şu an yogun olduğum için kitabı henüz güncelleyemedim. Kitapları güncelledikce yine buradan eskisi gibi pdf halinde yayınlayacağım. Eski halini size mail olarak gönderiyorum. Kolay gelsin. İlginiz için ben teşekkür ederim.

    Reply

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir